Bir El Clasico'yu daha geride bıraktık. Gerilimin yüksek, tansiyonun tavan yaptığı, tartışmaların bol olduğu, kırmızı kartların havada uçuştuğu hatta göze parmak sokulduğuna bile şahit olduğumuz El Clasico'lardan sonra bu El Clasico biraz sönük geçti desek yanlış olmaz sanırım! Maçın detaylarına geçmeden önce maç öncesinde ki harika atmosferi anlatmamak olmaz. El Clasico öncesi böyle bir organizasyonun olacağını daha önceden okumuştuk. 98.000 Barcelona taraftarının sarı kırmızı kartonlar ile katalan bayrağını oluşturduklarında, ortaya çıkan muazzam görüntü görülmeye değerdi.. Maça gelirsek,maçtan yaklaşık bir saat önce kadroları gördüğümde benim gibi bir çok kişi şaşırmıştır büyük ihtimalle. Tito'nun defans hattında ki tercihini Pique ve Puyol'un yokluğunda, Mascherano ve Adriano'dan yana kullanması herkesi şaşırttı. Beklentiler puyol'un yokluğunda Sevilla maçında Mascherano'nun partneri olan Song'un El Clasico'da yine o bölgede oynayacağı yönündeydi.
Maça iyi başlayan kuşkusuz Real Madrid oldu. Nitekim Real Madrid, aradığı golü 23. dakikada Cristiano Ronaldo ile buldu. Ardından Benzema'nın direkten dönen topu Barcelona kalesinde büyük tehlike yarattı. Bu pozisyonun ardından rakip kalede pozisyon arayan Barcelona, 31. dakikada Pedro'nun ceza sahasına yaptığı ortada Pepe'nin hava topu mücadelesinde yaptığı hatayı iyi değerlendiren Lionel Messi topu ağlarla buluşturdu.
RONALDO VE MESSİ'NİN GOL DÜELLOSU..
İlk yarıda istenilen oyunu sergileyemeyen Barcelona 2.yarıda ağırlığını ortaya koymaya başladı. Messi'nin güzel frikik golüyle öne geçen Barcelona'ya cevap çok geçmeden Ronaldo'dan geldi. Adriano'nun golde ki hatasını iyi değerlendiren Ronaldo skorda eşitliği sağladı. Barcelona son 20 dakikada alıştığımız pas trafiğini sağlamış ve topa hükmeden taraf olmuştu. İlk yarıda Daniel Alves'in yerine giren Montoya'nın 88. dakikada cezasahası önünden ki sert şutu üst direkte patladı. Maçın son dakikalarında Pedro ile gole yaklaşan Barcelona bu hücum girişiminden sonuç alamadı ve El Clasico 2-2'lik eşitlikle sonuçlanmış oldu.
El Clasico'da dikkat çeken noktalara gelirsek, Tito'nun Barcelona'nın başına gelmesinden sonra oyun sisteminde bazı değişiklikler göze çarpmıştı. Özellikle Pep Guardiola'nın hucüm prese dayalı futbolunu Tito Vilanova bu sezon biraz daha az uyguladığını, El Clasico'nun ilk yarısında bunu çok net bir şekilde görmüş olduk. Maçın ilk yarısında topun arkasında bekleyen, sakin bir Barcelona vardı karşımızda. Maçın 2. yarısında ise alıştığımız oyun temposunu yavaş yavaş ortaya koyan Katalanlar, jordi Alba ve Montoya'nın etkili bindirmeleriyle oyuna ağırlığını koydu. Montoya'ya da bir parantez açmadan olmaz. Maçın başında Daniel Alves'in yerine oyuna giren Montoya ilerisi için büyük umutlar verdi. Alves'in son haftalarda ki form düşüklüğünü bu maçta erken sakatlanmasına rağmen yine de hissettik. Zaten Ronaldo'nun attığı gol de bunun en sağlam kanıtı idi. Belki de PSG'ye transfer olacağı yönünde çıkan haberler performansına etki etmiş olabilir. Defans hattında ise uyum problemi olduğu belliydi ama yine de Adriano - Mascherano ikilisi fazla sırıtmadı. Adriano tercihini maç sonrasında; "Adriano'yu hızından dolayı o bölgede kullanmak istedim" diyerek açıkladı Tito Vilanova. Şunuda söyleyelim Adriano'nun bu maçta sırıtmamasının en önemli sebebi Bustqest'in Adriano'dan dolayı oluşan boş alanları en iyi şekilde kapatmasıydı bana göre. Sezon başından beri Busquets ile savunmanın mesafesi yaklaşık 15 metre olması savunma direncini düşüren en önemli faktördü. Bu yüzden Tito Vilanova defans hattında ki sorunu göz önünde bulundurarak Bustqest'i eski pozisyonunda oynattı. Xavi'nin etkinliği ise biraz düşüktü bu maçta, klişe olan Xaviesta etkisini El Clasico'da hissedemedik. İniesta'nın yeni sakatlıktan çıkması ve henüz form tutmaması en önemli sebeplerden biri. Barcelona'nın sol forvetteki sıkıntısı göze batan bir diğer husustu. Zaten ataklarının çoğunun sağ kanattan gerçekleşmesi bunun en iyi göstergesiydi. O bölgeyi daha sonra oyuna aldığı Sanchez ile etkili kullanmaya planladı Vilanova. Ben yine de bir David Villa hamlesi bekliyordum Tito'dan ama o opsiyonu kullanmadı. Real Madrid hakkında söylenecek şeyler ise; son maçlarda formu nedeniyle eleştiri oklarının hedefi olan Mesut Özil, El Clasico'da gösterdiği etkili performansını Ronaldo'ya yaptığı asist ile taçlandırmış oldu. Hem Benzema hem Hugain'in formsuzluğu da Real Madrid adına en büyük şanssızlıktı diyebiliriz. Bir başka değinilmesi gereken nokta ise, geçmiş El Clasico'larda Mourinho'nun Barcelona'yı durdurmak için tercih ettiği sert ve agresif oyun tercihini bu maçta fazla göremedik.
Sonuç olarak, Barcelona'nın şampiyonluk yarışında ki 8 puanlık avantajı devam etti. Real Madrid ise şampiyonluk yarışından erken kopmamak adına, puan ve puanlar almak için geldiği Camp Nou'dan 1 puan alarak evine dönmüş oldu. Messi - Ronaldo cephesine baktığımızda ise ; Lionel Messi'nin El Clasico'larda 17. golünü atması ve El Clasico tarihinde en çok gol atan isim olan Di Stefano'ya yetişmiş olması Messi adına önemli bir gelişmeydi. Cristiano Ronaldo ise, arka arkaya 6 El Clasico'da da gol atan ilk isim oldu ve 1998'den bu yana Real Madrid'in Camp Nou'da en çok gol atan oyuncusu olmayı başardı. Ayrıca Barcelona Camp Nou'da bu sezon ilk kez puan kaybetmiş oldu.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder